Bismillah (15 Mayıs 2026)
15 Mayıs 2026
Bismillah...
Modern Çağın Cenderesinde Ümmet: Bir İhya ve İnşa Zarureti
Dünya, büyük bir kırılmanın eşiğinde, adeta fay hatlarının gürültüyle yer değiştirdiği sancılı bir dönemden geçiyor. Teknoloji devrimiyle küçülen yerküremiz, ne yazık ki adaletsizliğin, merhametsizliğin ve manevi bir kuraklığın pençesinde kıvranıyor. Modern dünya; "hız" ve "haz" arasına sıkışmış, ruhunu maddeye teslim etmiş bir insanlık profili çizerken, İslam dünyası bu kaosun tam merkezinde hem fiziksel hem de zihni bir kuşatılmışlıkla karşı karşıya.
Kanayan Yaralar ve Sessiz Çığlıklar
Bugün İslam ümmetinin en büyük kaygısı, sadece sınırların ihlali değil, vicdanların felç edilmesidir. Gazze’den Doğu Türkistan’a, Myanmar’dan Suriye’ye kadar coğrafyamızın dört bir yanı, modern "uygarlığın" çifte standartlı sessizliği altında can çekişiyor.
Adalet Krizi: Uluslararası hukukun sadece güçlünün çıkarlarını koruduğu bir düzende, Müslüman kanı "istatistiksel bir veri" seviyesine indirgenmiş durumda.
Kimlik Erozyonu: Küresel popüler kültür, genç kuşaklarımızı kendi köklerinden kopararak, onları aidiyetsiz birer tüketim nesnesine dönüştürme tehdidi taşıyor.
Parçalanmışlık: Bir vücudun azaları gibi olması gereken ümmet, siyasi çekişmeler ve suni sınırlarla birbirine yabancılaştırılıyor.
"Müslüman Saati"ne Dönüş
Merhum Akif’in feryat ettiği gibi; "Bir zamanlar biz de dünya üzerinde hakimdik; çünkü ahlakımızla, ilmimizle ve adaletimizle vardık." Bugünün dünyasında gidişatı tersine çevirecek olan şey, sadece ekonomik güç veya askeri teçhizat değildir. Asıl ihtiyaç duyulan, İslami bir uyanışın ahlaki ve entelektüel zeminini yeniden kurmaktır.
Ümmetin kaygılarını giderecek olan reçete bellidir:
Vahdet Şuuru: Farklılıklarımızı zenginlik sayıp, asgari müştereklerde birleşmeyi öğrenmek.
İlim ve Hikmet: Teknolojiyi tüketen değil, ahlaki bir filtreyle üreten ve yöneten bir konuma gelmek.
Öze Dönüş: Kur’an ve Sünnet’in sunduğu evrensel adalet ve merhamet mesajını, modern dünyanın dertlerine derman olacak bir dille yeniden tercüme etmek.
Sonuç Yerine
Dünya bir yangın yeri. Bu yangını söndürecek olan "su", İslam’ın sönmeyen hakikatidir. Ancak bu suyun yangına ulaşması için, ümmetin kendi içindeki ataleti ve "nemelazımcılığı" terk etmesi şarttır.
"Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetisiniz; iyiliği emreder, kötülükten men edersiniz..." (Âl-i İmrân, 110)
Bu ayet-i kerime bizlere hem bir paye hem de ağır bir sorumluluk yüklemektedir. Dünyanın gidişatından şikayet etmek yerine, o gidişata yön verecek iradeyi kuşanmak, bugünün en büyük ibadetidir. Ümmetin kaygısı, bir yas süreci değil; bir direniş ve diriliş muştusu olmalıdır...
Ne güzel yazmış mı dediniz? Hayır ben yazmadım. Yapay zeka yazdı bu yazıyı. Eğer Budist olsaydım ve Budizim'le ilgili bir yazı yazdırsaydım muhtemelen buna yakın şeyler yazıp Budizm'in faziletlerinden ve dünyaya sunacağı mükemmel gelecekten falan bahsederdi. Herkese gülücük dağıtan bir ucube bence şu yapay zeka.
Garip bir dönem geçiriyoruz. Hakikatin anlamını kaybettiği bir dönem sanki. İnstagram ayrı bir sirk. Tam bunları yazarken kendini yırtarcasına avaz avaz bağırıp 10 dakikaya yakın ezan okuyan müezzin efendinin cırtlak sesi. Belki de kendince İslam'ı tüm ilçeye haykırıyor masumca. Ama aynı kişiler dışında pek duyan yok çağrıyı. Neyse bismillah dedik. Yazarız daha nefes aldıkça inşallah. Selametle...
Önder ALKAN
İlahiyatçı Yazar
onderalkan@gmail.com

Yorumlar
Yorum Gönder